Arşiv

Archive for Ağustos, 2009

Ergenekon’da 2. ve 3. dava birleşti: 108 sanık oldu

Ağustos 8, 2009 Yorum yapın

eto

İlginç savunmalar: David Copperfield gelse beni buraya sokamazdı…

İSTANBUL – Ergenekon davasının ‘darbe girişimleri’ni içeren ikinci ve üçüncü davası tek dosya üzerinden birleştirildi. Böylece ‘darbe’ iddiaları tek dosyada toplanmış oldu. Üçüncü iddianame açıklanırken mahkeme bu dava için 7 Eylül’e gün vermişti, ikinci dava da aynı gün yapılacak. Mahkeme savcıların Sinan Aygün ve Levent Temiz’in tutuklanması yolundaki talebini reddetti. Ayrıca mahkeme heyetinden Ergenekon davası savcılarının Hurşit Tolon ve Şener Eruygur’un sağlık durumunun tesipti için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesi yolundaki isteğine de onay gelmedi.

Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ve aralarında emekli orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur’un da bulunduğu 56 sanıklı ikinci iddianameye ilişkin davanın ikinci duruşması Silivri’deki 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada mahkeme önemli bir karar vererek, yeni açılan ‘üçüncü davayı’ elindeki dosyayla birleştirdi. Böylece 2003 – 2004 yıllarındaki darbe girişimi iddiaları tek bir dosya üzerinden yargılanacak. Her iki davadaki toplam sanık sayısı 108 oldu.

 SANIKLARIN İLGİNÇ SÖZLERİ

Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan ve aralarında emekli orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur’un da bulunduğu 56 sanıklı ikinci iddianameye ilişkin davanın ikinci duruşması Silivri’deki 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Gürbüz Çapan ve Adli Serdar Saçan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu 16 sanık ile Hurşit Tolon, Emin Şirin, Sinan Aygün ve Levent Temiz’in de aralarında bulunduğu 24 tutuksuz sanık duruşmada hazır bulundu. Mahkemeye mazeret dilekçesi gönderen tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hastanede olduğu için duruşmaya katılmadı. İlk duruşmaya gelen tutuksuz sanık Ferda Aksüt ve Anayasa Mahkemesi üyesi eşi Osman Paksüt de duruşmaya gelmedi.

Alkışlara uyarı

Gazeteci Tuncay Özkan ve Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay içeri girdiğinde izleyici bölümünden yükselen alkış sesleri uzun süre susmadı. İzleyiciler, Özkan ve Balbay’a, isimlerini de söyleyerek tezahüratta bulundu. Tezahürat edilen bir başka tutuklu sanık da Adil Serdar Saçan oldu. Balbay ile Özkan, sık sık seyircileri selamlarken tekrar tekrar alkış sesleri duyuldu. Bunun üzerine görevli binbaşı, seyircileri mahkeme salonu adabına uygun davranmaya davet ederek, “Böyle devam ederseniz sizi dışarı çıkarmak zorunda kalacağız” dedi.

‘İlk duruşmada dağda operasyondaydım’

Davanın ilk duruşmasında heyetten bir üye hakimin ve tamamının reddine ilişkin taleplerin 14. Ağır Ceza Mahkemesinde incelendiğini belirten mahkeme başkanı Köksal Şengün, bu taleplerin reddedildiğini açıkladı. İlk duruşmaya katılmayan tutuklu sanık emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile tutuksuz sanıklar Muhammet Murat Avar, Siyami Yalçın ve Eren Mumcu’nun kimlik tesbitleri yapıldı. Hakkari Dağ Komando Taburu’nda görevli teğmen olduğunu belirten Eren Mumcu’nun kimlik tesbiti sırasında, operasyonda bulunduğu için önceki duruşmaya katılamadığını söyledi.
Kimlik tespitinin tamamlanmasının ardından usule ilişkin itirazlara ve taleplere geçildi. İlginç itirazlardan biri Tuncay Özkan’dan geldi. Özkan, kimlik tespiti sırasında isminin Tuncay Güney olarak tutanağa geçtiğini ve sanıklar arasında Güney’in olmadığını belirterek, “Yakalar gelirseniz, sevinirim” dedi. Savcılar tarafından PKK’ya destek vermekle suçlandığını belirten Özkan, “Bu suçu dünya üstüme gelse kabul etmem. Bunu yapanlar, Tanrıyı ararken şeytanla yatıyorlar. Sonuç, o yataktan çarpılarak çıkacaklar” dedi. Özkan, telefon kayıtlarının tamanının montojlandığını iddia ederek, “Eğer telefon kayıtları adli tıpta incelendiğinde sonuçları görünce dehşete düşeceksiniz. Delil değeri kalmayacak” dedi. Özkan, “Benim gizlim saklım yok. Çırılçıplak durumdayım. Her kim benim hakkımda bildiklerini söylemiyorsa namerttir” şeklinde konuştu.

‘Adaleti mumla arıyoruz’

Talepleri alınan sanıklardan Mustafa Balbay, 28 Temmuz 2009 günü saat 18.00′den beri koğuşlarında elektriklerin kesik olduğunu söyledi. Hem savunmasını hazırlamak hem de Ankara temsilciliğini yaptığı Cumhuriyet gazetesine haftada iki kez haber yazmak zorunda olduğunu belirten Balbay, “Tabiri caizse adaleti mumla arıyoruz” dedi. Tutuklu sanıklardan Emcet Olcaytu da “Ortadoğu ve Balkanların en büyük mağarasında yaşıyoruz. Ne elektriğimiz ne de suyumuz var. İlaçlarımızı buzdolabında saklayabilecek bir ortamda değiliz” diye konuştu.

‘David Copperfield gelse beni buraya sokamazdı…’

Tutuklu sanıklardan eski İstanbul Emniyet Müdürü Organize İşler Şube müdürü Adil Serdar Saçan, “Bu operasyonu ilk başlatan bendim. David Copperfield gelse beni buraya sokamazdı. 11 aydır buradayım. Savunmamı yapınca gerçekler ortaya çıkacak ve beni bir saat bile burada tutamayacaksınız” şeklinde konuştu.
Emekli albay Hasan Atilla Uğur da, PKK’ya karşı yıllarca mücadele ettiğini belirterek, bir gizli tanığın ifadesiyle PKK ile işbirliği yaptığının iddia edildiğini, bunu kabul etmediğini söyledi. Uğur, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye getiren ekipte yer aldığını kaydederek, “Benim gibi adamı PKK’lı olarak nitelendirmek, benden sonraki arkadaşlarımın azmini kıracaktır” derken, tutuklu sanık Gürbüz Çapan da, “Beni öldürmeye teşebbüs edenlerle, başıma bin türlü bela getirenlerle aynı örgütteyim. Bu nasıl iş?” dedi.
Taleplerin ardından İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel görüşünü açıkladı. Geçen celse verdiği mütalaayı aynen tekrarladığını belirterek, Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar hakkında suç duyurusunda bulunmasını istedi. Dizdar ise kendisine söz verildiğinde sanıklar arasında bulunan Yüksel Dilsiz’in aynı zamanda gizli tanık Ahmet Faruk olduğunu belirtti.

FERDA PAKSÜT ERGENEKON DAVASININ STRESİNİ ATTI

Ağustos 8, 2009 Yorum yapın

demirel

Ergenekon davasında hakim karşısına çıkan Ferda Paksüt ile eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, yeniden Ankara’nın renkli gecelerinde boy göstermeye başladı. İkili, Mısır Büyükelçiliği resepsiyonunda davanın stresini attı
Ergenekon sanığı Ferda Paksüt ile eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Ankara gecelerinde yeniden boy göstermeye başladı. Paksüt çifti önceki gece de Mısır Büyükelçiliği’nin
Mısır Millli Günü nedeniyle düzenlediği resepsiyona katıldı. Ergenekon soruşturması ve Anayasa Mahkemesi’nin inceleme başlatmasıyla zor günler yaşayan Osman Paksüt ile eşi Ferda Paksüt uzun süre sosyal ortamlarda görünmemişti. İkili en son Fransız Milli Günü nedeniyle düzenlenen resepsiyona katılmıştı. Paksüt’lerin hızla eski formlarına kavuştukları ve resepsiyonları kaçırmadıkları gözlendi.
OSMAN DA BABASI GİBİ SAYIN DEMİREL
Resepsiyonda kendisine Ergenekon davasını soranlara Ferda Paksüt “Orada (Osman Paksüt) Mahkeme başkanvekili olarak değil eşim olarak oturuyor. Mahkemede mücadele edeceğiz” cevabını verdi. Geceye katılan Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel resepsiyondan ayrılırken yanına gelerek kendisini selamlayan Ferda Paksüt’le tokalaştı. Demirel, Osman Paksüt’ü de karşısında görünce Paksüt’ün babası Emin Paksüt’ten övgüyle bahsetti. Demirel’in, kayınpederi için övgü dolu sözler söylemesi üzerine Ferda Paksüt gülerek “Efendim oğlu da onun gibi değil mi? Gelini de onun gibi değil mi?” dedi

‘Ergenekon sanığıyla yemek’ iddiasına cevap

Ağustos 8, 2009 Yorum yapın
‘Ergenekon sanığıyla yemek’ iddiasına cevap  

 

ANKARA (İHA) – Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, geniş kapsamlı ve YARSAV ile ilgili olmayan özel bir yemeğin, herkes peşinen suçlu ilan edilerek önyargılarla dolu bir yayında dar bir açıyla yansıtıldığını belirterek, “Gizli olmayan, herkese açık bir yemek ile ilgili olarak herkesin gelip her türlü soruyu sorması olanaklıyken, çatılara tırmanmaları son derece düşündürücüdür” dedi.
YARSAV Başkanı Eminağaoğlu, bugün bir gazetede yayınlanan Ergenekon sanığı Engin Aydın’la yemek yediği iddialarına yazılı açıklamayla cevap verdi. İnsanların izlemeye alınarak binaların çatılarından, teleobjektifle resimlenip, gerçek dışı, amaç dışı, tek yanlı, çarpık ve art niyetli, yönlendirici yayınlara konu edildiğini belirten Eminağaoğlu, “Gizli izleme yapılıp, anında özel amaçlı olarak belirli basın organlarında yayına konu ediliyorsa, bu durum, resimleyen kişilerin gizli çalışmalarını, kamusal amaçlı değil, siyasi amaçlı ve kamuoyu yaratmaya yönelik yaptıklarını ortaya koymaktadır. Bu kişiler görevlerini kötüye kullanmaktadırlar. Hukuksal yollara başvurulacaktır” ifadelerini kullandı.
Söz konusu resimle basın özgürlüğünün Türkiye’de ne hale geldiği ve ne hale getirildiğinin, hangi amaçlar için hukuk, yasalar, basın meslek ilkeleri ve etik kuralların çiğnendiğinin bir kez daha ortaya çıktığını kaydeden Eminaağaoğlu, basının bu yönüyle kendi resmini çektiğini kaydetti. Eminoağoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Hatta ve hatta bu durum ahlaki kuralları da ters yüz etmiştir. Basın adına son derece üzüntü vericidir. İzlemeler, kamusal niteliğini kaybedip, servis amaçlı online yayınlara konu ediliyorsa, ilgili basın kuruluşları kendilerini sorgulamalı, kamusal, istihbarı ve gizli destekli yayın organı olmaktan çıkarak, özgür basın kimliğine bir an önce kavuşmalıdırlar. Caroline/Almanya İHAM kararı sanırım hukuk diyen bu basın organlarının bilmedikleri değil görmek istemedikleri bir karardır. Yapılan insanlıkla
bağdaşmayan bir saldırıdır.”
YARSAV üyelerinin yargıç ve savcılar olmasının doğal olduğunu vurgulayan Eminağaoğlu, HSYK üyelerinin YARSAV üyesi olmasından doğal bir şey bulunamayacağını ifade etti. Haberde ismi geçen HSYK üyesi YARSAV üyesi değilken, YARSAV’ın üyeleri üzerinde yaptırımı söz konusu değilken YARSAV’la bağdaştırıcı ve ortak paydaymış gibi bir yayına konu edilmesine tepki gösteren Eminağaoğlu, önceki adalet bakanlarına danışmanlık yapmış bir kişinin de bulunduğu geniş kapsamlı bir konu ve YARSAV ile ilgili olmayan özel bir yemeğin, herkes peşinen suçlu ilan edilerek önyargılarla dolu bir yayında, dar bir açı ile yansıtıldığını öne sürdü. Eminağaoğlu şunları belirtti:
“Gizli olmayan herkese açık bir yemekle ilgili olarak herkesin gelip her türlü soruyu sorması olanaklıyken, çatılara tırmanmaları son derece düşündürücüdür. Korku toplumunun oluşturulduğu yerde baltalanan hukuk devletidir. Yapılan, HSYK’ya, yargıya ve 2009 Ekim ayında Dünya Yargıçlar Birliği’ne, 2009 Kasım ayında Özgürlük ve Demokrasi İçin Avrupa Yargıçlar Birliği’ne üye olacağı kesinleşen YARSAV’a müdahalenin altyapı çalışmalarına hız verilmesidir. YARSAV, hukuksal ilkeler çerçevesinde ve hiçbir etki altında kalınmadan, hukukun gerektirdiği çerçevede kararnamenin bir an önce çıkartılmasını, beklenti içerisinde bulunan yargıç ve savcıların tedirginliklerinin bir an önce giderilmesini istemektedir. Ancak iki bölümden oluşan kararname taslağının sonuncusu 6 Temmuz 2009 tarihinde sunulmakla, HSYK’nın taslak üzerindeki bir aylık görüşme süresi karşısında, toplantıya katılım konusunda yaşanan sorunlar, Milli Eğitim Bakanlığı’nca SBS kayıtlarının bu kararname gerekçe gösterilerek bir süreliğine uzatılması ile yaratılmak istenen süre kısıtlaması sonucu oluşan baskılama, HSYK’daki yasa uyarınca gizli yürütülen görüşmelerin, yayınlananların doğruluğu bilinmemekle beraber kapsamlıca basına yansıtılması, HSYK üzerinde yaratılan baskıları da ‘anlamlı’ kılmaktadır. Yargı yargıya bırakılsın yeter. Hiç kimse yargı üzerinden oyun oynamaya kalkışılmamalıdır.”

Tuncay Özkan: Her şeyi yaparım !

Ağustos 8, 2009 Yorum yapın

tuncayozkan1

İkinci ”Ergenekon” davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteci yazar Tuncay Özkan, ”Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu sanıklardan gazeteci yazar Tuncay Özkan, duruşmada söz alarak Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’e ”Aramızda bir husumet var mı Sayın Başkanım” diye sordu.

Şengün’ün ”Mahkemenin kimseye husumeti olamaz” demesi üzerine Özkan, ”O zaman usulle ilgili bir şey söylemek istiyorum. Sanıklarla ilgili her gün yayınlar yapılıyor. Kızımla annemle konuşmalarım iddianamede yer alıyor. Bana ve avukatıma dahi verilmeyen savunmam ertesi gün basında yer alıyor” diye konuştu.

Bu konuyla ilgili mahkemenin neden bir şey yapmadığını soran Özkan’a, Şengün, mahkemenin bu konuda ilgili yerlere başvurduğunu söyledi.

Şengün’ün sanık ve müdafilerin bazı konuşmalarını alkışlayan izleyicileri uyarmasını da eleştiren Özkan, ”Bu televizyon kanallarının kişilik haklarımıza hakaret etmesine izin veriyorsanız, neden izin veriyorsunuz. Ama buradaki insanlara kızıyorsunuz. Bu insanlar bize değil, vatana, ahde vefaya, Mustafa Kemal’e aşklarını anlatmaya geldiler. Bu insanlara kızıyorsunuz. Ben politik nedenle tutukluyum. Ben terörist değilim, ben Mustafa Kemal’in askeriyim” şeklinde konuştu.

Özkan’ın bu sözlerinin de bazı izleyiciler tarafından alkışlanması üzerine Mahkeme Başkanı Şengün, jandarmaları çağırdı.

Bunun üzerine Özkan, ”Bunu yaparsanız gerçekten tarafgir olmuş olursunuz. Bunu yapmayın Başkan” dedi.

Bu sırada bazı izleyiciler salondan dışarı çıktı. Özkan’ın yüksek sesle konuşmaya devam etmesi üzerine Şengün, Özkan’ı birkaç defa ” sakin olun” diyerek uyardı.

Özkan, ne suç işlediğini halen bilmediğini belirterek, ”Ne suç işlemişim söylenmesini istiyorum. Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” diye konuştu.

Tuncay Özkan’ın avukatlarından Selami Menevşe de söz alarak konuşma yapmak istedi.

Mahkeme Başkanı Şengün, Menevşe’yi ayağa kalkarak konuşması için uyardı. Avukatların konuşmalarının ayakta yapması yönünde bir kural olmadığını söyleyen Menevşe, Şengün’ün ayağa kalkması yönünde birkaç kez uyarması üzerine devam edemeyeceğini belirterek, konuşma yapmaktan vazgeçti.

Bu arada, eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın da izleyiciler bölümünde duruşmayı izlediği gözlendi.

Hello world!

Ağustos 8, 2009 1 yorum

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Categories: Uncategorized
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.